|
MasteR
|
 |
« : 29 Ocak 2008, 04:20:26 » |
|
+Tüm İnsan hakları içinde mahremiyet belki de kavranması ve tanımlanması en zor alandır. Westin (1967, s.7)’e göre, “mahremiyet bireylerin, grupların veya kurumların kendilerine dair bilgilerin ne zaman, nasıl ve ne ölçüde diğerlerine aktarılabileceğini kendilerinin belirleme hakkıdır”. Amerikalı hakim Louis Brandeis’in meşhur tanımında mahrumiyet “yalnız bırakılma hakkıdır-hakların en kapsamlısı ve özgür insanlar tarafından en çok değer verilen hak” (Diffie ve Landau, 1998, s.132). Bu devletler, ekonomik kurumlar veya diğer bireyler gibi herhangi bir dışsal aktör tarafından yalnız bırakılma hakkıdır (Lyon, 1994). Profesör Arthur Miller (1971, s.40)’ın ifadesi ile, bu “bireyin kendisiyle ilgili bilginin dolaşımını kontrol yeteneğidir”.[2] +Mahremiyet otonomi hakkıdır ve yalnız bırakılma hakkını kapsar. Mahremiyet kendimiz hakkındaki bilgiyi -bu bilgiye girişi sınırlama hakkı dahil- kontrol hakkını içerir. Mahrumiyet hakkı sırları gizli tutma hakkını ve onları ancak özel konuşmalarda paylaşmayı kapsar. En önemlisi, mahremiyet hakkı yalnızlık, samimiyet ve anonimliği yaşama hakkı demektir. ( Flaherty, 1989) Fischer-Hubner (2000) mahremiyet kavramının üç özelliğe sahip olduğunu ifade eder. Bunlar mekansal mahremiyet, kişi mahremiyeti ve bilgi mahremiyetidirler. Birincisi, kişiyi çevreleyen yakın fiziksel alanı korumayı, ikincisi kişiyi haksız müdahalelere karşı korumayı, üçüncüsü kişisel verilerin toplanma, saklanma, işlenme ve dağıtımının nasıl yapılacağını veya yapılmayacağını kontrol etmeyi gerektirir. - Tesekkurler - Özgür Eralp -
|